Maskeler Düştü: OpenAI Savaş Muhbirine Dönüştü
Yapay zeka araçlarının günlük hayatımızın adeta sıradan bir parçası haline gelirken, Muslim bir filtre ile bu teknolojileri inşa eden firmaların stratejik yönelimlerini de çok daha yakından izlemek zorundayız. Zira başlangıçta "herkes için güvenli ve faydalı" vizyonuyla yola çıkan OpenAI gibi yapıların Pentagon ile kurduğu dirsek teması ve askeri kısıtlamalarını esnetmesi, sektörde ciddi bir makas değişikliğine işaret ediyor.
Anthropic gibi rakiplerinin bu alana mesafeli durma çabası etik bölünmeyi netleştirirken; bizler de bu sistemlere hassas verilerimizi emanet eden basit kullanıcılar olmaktan çıkıp, adeta sistemin yakıtını sağlayan birer veri sağlayıcısına dönüşme ihtimaliyle karşı karşıyayız.
Ürettiğimiz bu kolektif ve dijital emeğin, savunma sanayii gibi hassas ve çatışma odaklı alanlarda bir kaldıraç olarak kullanılması doğal bir güven erozyonu oluşturmaktadır. Bilhassa kişisel veriler ve ya kurumsal verilerin gizliliği ve kesinlikle paylaşılmaması ciddi önem arz etmektedir.
Bu güven erozyonunun ardındaki vahameti tam olarak kavramak için meselenin simülasyon ve donanım boyutuna da bakmak gerekiyor...
Örneğin Nvidia'nın on yıla yayılan sanal bilgisayarlardaki askeri eğitimleri ve hiper-gerçekçi savaş simülasyonları, tehlikenin ne kadar derine kök saldığını açıkça gösteriyor. Üretilen modeller kendi kendilerine karar verecek bir sanal yapay zeka iradesiyle donatılıyor. Bit ve byte arasında sıkışan bir algoritmik vicdanı tahayyül edebiliyor musunuz? Masum birini yanlış bir sınıflandırma hesabıyla ya da özellikle 'zararlı' olarak etiketlenmiş bir verinin sonucu olarak tabiri caiz ise; gözünü kırpmadan vurabilecektir...
Yine savaşın yıkıcı gerçekliğini piksellere bölerek bilgisayar oyununa indirgeyen bu devasa simülasyon altyapıları, bir yandan temiz fıtrata sahip insan psikolojisini şiddete karşı hissizleştirirken diğer yandan geleceğin otonom silahlarını yine sivil dünyadan toplanan verilerle eğitiyor. Adım adım inşa edilmek istenen bu ekosistem, teknolojinin masum bir ilerleme aracı olmaktan çıkıp, küresel silahlanma yarışının doğrudan bir parçasına nasıl dönüştüğünü kanıtlıyor.
Meseleye İslami perspektiften baktığımızda, elde edilen her imkanın ve üretilen her verinin ağır bir sorumluluk, yani bir 'emanet' olduğu gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Bilginin nereye aktığı ve hangi amaca hizmet ettiği, feraset sahibi her birey için kritik bir sorgulama alanıdır.
Yapay zekanın askeri amaçlarla kullanımı kaçınılmaz bir teknolojik evrim gibi sunulsa da, bu süreçte şeffaflığın yok edilmesi, insanlık yararı ilkesiyle taban tabana zıt düşüyor. Belki de artık bu araçları kullanırken sadece gündelik işlerimizde ne kadar işe yaradığından öte; arka planda kimin ajandasına ve hangi tahakküm planlarına hizmet ettiğine çok daha soğukkanlı, uyanık ve eleştirel bir gözle bakmamız gerekiyordur.
Özellikle İslam ümmetinin o kadim ve hakkın ölçüsü olan verileriyle kendi yapay zeka modellerini eğitmesi/geliştirmesi ciddi manada bir ihtiyaca dönüşmektedir. Bilgisayar bilimi yetkinliğine sahip her bir Muslim'in bu konuda dertlenmesi ve elinden geleni ortaya koyması kaçınılmaz bir hâl almatadır.
Allah'tan (cc) dileğimiz, bizleri çağın davet araçlarından olan yapay zekayı, yine O'nun (cc) dini için kullanmayı kolaylaştırması ve bu alana gönül verecek olan erleri aramızdan çıkarmasıdır! Bizleri kavli ve ameli bir olan sadıklar olarak bu dijital davaya gönül verenlerden eylesin!
💬Yorumlar
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.